
Büyük Birlik Partisi Erzurum İl Başkanı Ahmet Eşref Yılmaz, Yazıcıoğlu'nun vefat yıl dönümü dolayısıyla sosyal medya hesaplarından anlamlı paylaşımlarda bulundu.
Yılmaz'ın yaptığı paylaşımlar kısa sürede kamuoyunda dikkat çekerken, Yazıcıoğlu'nun fikirleri ve siyasi mirası bir kez daha gündeme taşındı. Yılmaz'ın İşte paylaştığı sözler şu yönde yankı bulmaya devam ediyor.

Bir millet, bazı evlatlarını unutmaz…
Çünkü onlar sadece yaşamaz, iz bırakır.
Çünkü onlar sadece konuşmaz, bedel öder.
Muhsin Yazıcıoğlu, o isimlerden biridir.
Bugün, onun şehadetinin yıl dönümünde sadece bir insanı anmıyoruz;
bir duruşu, bir ahlakı, bir mücadeleyi ve en önemlisi dik durmanın ne demek olduğunu hatırlıyoruz.
O, "Doğruya doğru, yanlışa yanlış" demekten çekinmeyen bir liderdi.
Makamlara göre eğilip bükülenlerden olmadı.
Rüzgâra göre yön değiştirenlerden hiç olmadı.
Hayatının her anında milletinin yanında,
inancının izinde,
vicdanının emrinde yürüdü.
Bugün, taraflı tarafsız herkesin onun sözlerini paylaştığını, davasını anlamaya çalıştığını memnuniyetle izliyoruz.
Çünkü onun anlaşılması demek, geride bıraktığı dava neferlerinin, bizlerin anlaşılması demektir.
Ama ne acıdır ki…
Böylesine temiz, böylesine açık bir hayatın sonu,
karanlık bir perdenin arkasına gizlendi.
Aradan geçen yıllara rağmen,
Muhsin Başkan'ın şehadeti hâlâ tam anlamıyla aydınlatılamadı.
Bir kaza denildi…
Ama sorular cevapsız kaldı.
Deliller kayboldu…
İhmaller zinciri görmezden gelindi…
Gerçekler ise ya susturuldu ya da üzeri örtüldü.
Bu milletin vicdanı bunu kabul etmedi, etmeyecek!
Çünkü biz biliyoruz:
Adalet gecikebilir ama yok sayılamaz.
Hakikat bastırılabilir ama kaybolmaz.
Muhsin Yazıcıoğlu'nun hatırası,
bu karanlığın üzerini örtenlere karşı
bir vicdan muhasebesi olarak dimdik ayaktadır.
Şehadetinin yıldönümünde sadece kendisini anmıyor aynı zamanda hesap soruyoruz!
Bu olay neden hâlâ tam anlamıyla aydınlatılmadı?
Kimler sustu?
Kimler susturuldu?
Ve kimler bu karanlıktan besleniyor?
Bu sorular cevapsız kaldıkça,
bu mesele kapanmış sayılmaz.
Muhsin Başkan, hayatı boyunca korkmadı.
Biz de korkmayacağız.
O susmadı.
Biz de susmayacağız.
O geri adım atmadı.
Biz de atmayacağız.
Çünkü onun mirası, sadece hatıralarda değil;
yüreğimizde, davamızda ve duruşumuzda yaşamaktadır.
Rabbime şükr olsun, siyasi yolumuz onun yolu,davamız onun, derdimiz onun.
Şükürler olsun ki,onun tedrisatından geçtik!
Ruhu şad olsun…
Mekanı cennet makamı âli olsun.
Ama bilinmelidir ki;
onu anmanın en doğru yolu,
sadece dua etmek değil,
hakikatin peşini bırakmamaktır.