İnsan türü kadın ve erkek olarak iki ayrı formda bu dünyaya geldi. Yaşamak için birbirlerine aynı derecede ihtiyacı olan kadın ve erkek ikilisinden kadına yaşamın devam etmesinin yolu olan yani bir canlıyı hayatta getirme özelliğinin verilmiş olmasının tartışmasız önemli bir yeri vardır..
İslam dininde kadının yeri ise kutsaldır. Bu durum bir takım hadis ve ayetlerle de belirtilmiştir. 'Müslüm Birr 149.hadisine göre sizin en hayırlınız kadınlarına en iyi şekilde davrananlarınızdır' demiştir. Aynı zamanda yüce peygamberimiz kadınlar için 'kadınlar size Allah'ın bir emanetidir' demiştir.
Bunları bir yana bırakıp asıl günümüzde kadın olmanın verdiği zorluğa, eziyete, yaşamak için verdiğimiz çabaya bakalım. Çoğu kadının sesini duyuramamsı, tehdit edildikleri için susmaları biz bunların hepsine göz yumuyoruz....
-Daha küçücük bir kız çocuğu iken kamusal bir alanda (okul gibi) güvende olmadığını öğrenmesi.
-Kendi özgür olduğu oyun alanında, evinin önünde, meydanda, otobüste, serviste, çaliştığı yerde kısacası her yerde sözlü veya fiziksel tacize uğrama ihtimalinin bilincinde olacağını öğrenmesi..
Bu durumu tam anlamıyla ne anne ne de baba öğretebilir. Bizzat kendi yaşadığında herşeyi en acı şekilde öğreniyor olacaktır.
Bir kadının hayatın da biri olsun ve olmasın tacize uğradığında hep birileri vardır da, o yaptı olarak görünür. Halbuki bir kadının fiziksel veya sözlü tacize uğramasının ardında eski sevgilisi, eşi veya takıntılı olduğu biri dışında yoldan geçen biri olacağını da düşünmek gerekir.
Akşam işinden çıkan bir kadının evine giderken hiç tanımadığı, hiçbir alakası olmayan biri tarafından tacize uğrayabilir, çünkü böyle bir ülkede yaşıyoruz. O kadın yardım isterken çoğu kişi sadece izlemekle yetinir. İzleyen kişilerin iğrenç düşünceleri oluşur. Kadına yardım etmek yerine susup o kişinin ölümünü izlerler. O an kadın hakkında açık giyinmeseydi, o kişiyi tahrik etmeseydi, makyaj yapmasaydı, parfüm sıkmasaydı, bu saatte dışarıda bulunmasaydı gibi saçma cümleler sıralanır. Sizlerin iğrenç nefsiniz, düşünceleriniz yüzünden işimize gitmeyelim mi? Hayatımıza devam etmeyelim mi? Dört duvar için de mi yaşayalım? Böyle iğrenç insanların varlıkları yüzünden herşeyden uzaklaşıyoruz.....
Bir kadın her an neden başına birşey gelecekmiş gibi hissetsin ki?
Çantasında kendini savunmak için neden kesici aletler taşısın ki?
Ya da telefonunda 'kades' uygulaması neden her an açık olsun ki?
Türkiye de kadın olmak sokağa adımını attığı andan itibaren tedirgin olmak demektir....
İki veya üç satır üstte neden dört duvar için de mi yaşayalım, dört duvar için de mi hayatta tutunalım cümlesi kurmuştum. Bazen dört duvar içinde bile hayata tutunamıyoruz!!
Severek, aşık olarak evlendikleri kadınların hayatını mahveden insanlar var tabi bunlara insan demeye bin şahit ister orası da ayrı.
Evlendikten sonra sorunlar yaşanır, anlaşılmayan noktalar olur, şiddet başlar kimisinde hep vardır bir yerden sonra boşanma raddesine gelinir. Evlenirken medeni olan insanlar boşanırken cani oluyor. Hayatım dediği insanı, kanından olan çocuğu öldürebilir. Bu cümleye verebileceğim en acı örnek şudur ;
Nevşehir'de boşanma aşamasında olduğu eşi ve kızının tatil yaptıkları otele giden Y.T, dehşet saçtı. Şahıs, çıkan tartışmada üzerinde bulunan bıçakla eşini ve kızını bıçaklayarak öldürdü. Dört duvar arasında bile hayatta kalamıyoruz.
Türkiye'de kadın olmak bu denli zor. Kadın cinayetlerine karşı 'idam'cezası getirilemden cinayetlerin sonu gelmeyecektir. Her gün onlarca kadın şiddete, tacize(fiziksel - sözlü) en kötüsü de öldürülmeye mahkum kalıyorlar.