Cemil Sarıtaş


ŞİP-ŞAK ŞAP PROGRAMI


Malumunuz Kurban Bayramı arefesinden bu yana ülkemizde hayvancılığı sekteye uğratan şap hastalığı ile çiftçimiz mücadele etmekte. Bugünde aynı sebepten dolayı çiftçimiz muzdarip. Tabi geçimini hayvancılık üzerinden sürdüren Erzurum-Kars dolaylarında ise sorun daha da büyük. Çünkü kalkınmanın temeli bizim bölgemiz için hayvancılık. 

Peki, aylardır bu problemin çözümü için ele avuca gelen bir adım atıldı mı?

Göz boyamak için şehir giriş çıkışlarına, dostlar bizi meydanda görsün temalı kontrol noktaları kurulmuş olsada bana göre hiç bir adım atılmadı.

    Kulağımıza geldi, bizimde Erzurum'da Ilıca tarafında giriş çıkış noktası belirlenmiş ve kontrol noktası kurulmuş. Hani bizler de bu bölgenin gazetecileriyiz ya bir gidip bakalım dedik. Bizim gözlemlediğimiz kadarıyla her hangi bir denetleme yoktu. Hoş; belki bize denk gelmedi, biz görmedik veya gözümüzden kaçtı orasına kati olarak hükümde bulunmayalım yinede. Aslında asıl önemli olan şehrin çıkışında veya girişinde bir kontrol noktasıyla bu işin çözülmeyeceğidir. Tarım ve Orman Bakanlığı ve Tarım İl Müdürlüklerinin olayı yerinde çözmesi daha doğru olmaz mıydı? Hani bir söz var ya ''Balık baştan kokar'' şimdi bizim de balıklarımız madem baştan kokmuş bu olay yerinde neden çözüme kavuşturulmuyor. Mesela Erzurum Valisi sayın Mustafa Çiftçi'yede çiftçinin sorunlarına çözüm noktasında, sürekli ilgilenirse, İl ve İlçe Müdürlükleri yetki alanlarında ki mezraları yayları ve ahırları tespit etse; şu ilçenin şu köyünde hastalık var deyip ona göre tedbir alsa gerektiği yerlerde izolasyon uygulasa daha mantıklı olmaz mıydı? Hem hastalık daha rahat kontrol altına alınmış olur hem bulaşıcılık riski ortadan kalkmış olmaz mıydı?

Çiftçi kardeşim hayvanını yüklemiş kamyonuna bir sürü yol kat etmiş tam şehirden çıkacak; ''dur senin hayvanda da hastalık var-mış'' diyorsun ve geri yolluyorsun. Belki o kamyonda başka köyden ilçeden hayvanlar var hastalığın olmadığı. Onlara da bulaştırdın! Sonra geri yolladın diğer köylere ilçelere de yaydın. Şimdi çık işin içinden çıkabilirsen!

Hani bizim genel özelliğimiz var, yumurta bir yerlere dayandığı zaman harekete geçiyoruz ya bu sefer o aşamayı da geçtik: yumurta çıktıktan sonra aklımıza geliyor. Hülasa kontrolün yeri yumurtanın çıktığı yerden ziyade olayın başladığı yer olmalıdır. Yani şehrin giriş çıkışları değil bizzat ahırlar.

Başka bir ilginç olay ise bu kontroller için Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Sayın Prof. Dr. Ahmet Gümen'in 19 Eylül Salı gününde yapmış olduğu Erzurum programı. Sayın Tarım İl Müdürü Osman Akar Beyfendi'nin basın danışmanı Sayın Murat Bey'in sayesinde programdan yerel basın olarak haberim oldu olmasına ama Ulusal basına gösterilen özen, yerel basınada gösterilse, fena olamaz mıydı? Öğrendik bir kaç saat sonra, ağzımızla söyledikten sonra, servis edildi. Hani dersinizki 'sizin yayın akışınız yokmu diye'' evet ama ulusal yayın kuruluşlarına özen gösteriliyorsa, bizde bu servisten faydalanmak yerel basınında hakkı.

Bakın açık ve net olarak birşey söylemek istiyorum: ''El elin eşeğini türkü çığırarak arar.'' 

Eğer ki bizim Erzurumumuz ile ilgili bir olay bir durum varsa, bir program yapılıyor ulusal basına özen gösterilip yerel basına tenezzül dahi ediliyorsa, bizim şehir olarak daha büyük problemlerimiz var demektir. Bu şehrin sorunlarını beraber dile getirip beraber çözüme kavuşturacağız, halk basın ve idareciler olarak. Ancak o zaman bu millet için bir faydamız olacaktır. 

Yerel basını yok sayamazsınız! 

Bugüne kadar görülmemiş şeyleri sayenizde tecrübe eder olduk, Yozgat'ın Konya'nın yerel basınına haber verseydiniz bari de tam olsaydı. 

Haberdar edeceksiniz ki bizler orada çiftçinin derdini dile getirebilelim, insanların kafasında dolaşan soruları sorabilelim; siz idareciler de haberdar olup çözüm üretesiniz. Yoksa kendiniz çalıp oynadıktan sonra hiç bir iş müsbet bir neticeye varamayacaktır. 

Kalın sağlıcakla...