Cemil Sarıtaş


Bir Kongre, Bir Kalabalık, Bir Sessizlik…

102.734 kişi elbette kıymetlidir. Ama.....


81 ilden gelen 102.734 gönüllüyle Yeniden Refah Partisi’nin 3. Olağan Genel Kurulu, Türkiye siyasi tarihine rekor katılımla geçti. Bu tablo, partinin artık “Türkiye’nin üçüncü büyük partisi” olarak kayıtlara geçtiğini ilan ediyordu. Ancak bu büyük başarıyı alkışlarken, bazı eksiklikleri görmezden gelmek vicdanımıza sığmaz.
Sabahın seher vaktinde, kendi imkanlarıyla yollara düşüp Ankara Arena’yı hınca hınç dolduran, dışarıda kalan binlerce insanla birlikte Genel Başkanlarının ağzından dökülecek her kelimeyi heyecanla bekleyen o samimi kalabalığı gönülden tebrik ediyorum. Onlar menfaat için değil, dava için oradaydılar. Onlar, Milli Görüş’ün saf neferleriydi.
Ancak o devasa kalabalığın içinde bir şey eksikti: Heyecan. Coşku. Ruh. Rahmetli Erbakan Hocamızın dilinden düşürmediği o “heyecan” enerjisi, ne yazık ki kürsüye yansımadı. Arena’yı inletecek gençlik, sus pus bir haldeydi. Genel Başkan kürsüde yalnız kaldı. Yoruldu. Zorlandı. Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcısı ve yönetimi, bu heyecansızlığı görmedi mi? Yoksa gençleri bastıran, enerjilerini törpüleyen birileri mi vardı?
Gençler, siz bu hareketin temel taşlarısınız. Sizin enerjiniz, bu davanın motor gücüdür. Ama o gün Arena’da gördüğüm tablo, soba başında mırıldanan bir kedinin rehavetini andırıyordu. Ne heyecan vardı ne de adaletli bir dağılım.

Elime geçen listeye baktığımda, Erzurum gibi partinin kalesi olmaya aday bir şehirden yalnızca bir ismin yer aldığını gördüm: Sadık Çat. Ayrıca İstanbul’da ikamet eden A. Hamdi Küçük, Yunus Yağcı ve Vehbi Orakçı’nın Erzurumlu olarak listede yer aldığını fark ettim. Bu isimler İstanbul’dan katılıyorlar; Erzurum’a dahil mi edildiler? Erzurum’da ikamet eden, Erzurum’un öz evladı Sadık Çat, kongre boyunca ayakta, oradan oraya koşarak, menfaat beklemeden partinin yükünü sırtlanan bir emek neferiydi. Her fırsatta Milli Görüş’ün hizmetkarı olduğunu haykıran bir dava adamıydı. 
O salonda gece uyumadan görev alan, salonun dizaynında emeği geçen içten ve samimi şahsiyetler neden listede yoktu? İl teşkilatından, yönetimden kimse neden düşünülmedi? Bu liste, özenle hazırlanmış bir kadrodan çok, dayatılmış bir metin havası veriyordu. Denge yoktu. Temsil yoktu. Samimiyet eksikti.
Basından sorumlu Mehmet Yavuz Bey’i ayrı tutuyorum. Samimiydi. Gözümden kaçan başka samimi görev alanlar da mutlaka vardır. Onlar olmasa bu hazırlıklar yapılamazdı. Ama görünen o ki, bu parti 3-5 samimi gönüllüyle yürüyor. Böyle giderse sabit sayıda kalır, büyüyemez.

Sayın Dr. Fatih Erbakan’a naçizane tavsiyemdir: Sahada ne kadar çırpınırsanız çırpının, masaya oturduğunuzda yönetiminizle birlikte milletin yüreğine dokunacak, heyecan yaratacak kararlar alamazsanız, bu hanenize eksi olarak yazılır. Siyaset samimiyet ister. Özveri ister. İnanç ister. Gönüllere dokunmak, gönül kazanmak ister.
102.734 kişi elbette kıymetlidir. Ama bu sayı, bu davanın potansiyelini yansıtmıyor. Biz 600 binleri, milyonları hak ediyoruz. Bunun yolu da samimiyetten, adaletten ve heyecandan geçer.
Sürç-i lisan ettiysem affola. Gördüklerim, hissettiklerim ve inandıklarım bunlardı.