Cemil Sarıtaş


ŞİKÂYETNAMEMDİR…

ARZ OLUNUR…


Değerli Hemşerilerim, yine bir yazıyla gündeme ilişkin bir sohbet havasında değerlendirmeyle sizlerle birlikteyim… 

Kıymetli Hemşerilerim, sizlerin şikayetleri üzerine  bir devletin, bir milletin zenginliği, sadece şatafata boğulan harcamalarla ölçülmez. Ölçülemez. Bir toplumun zenginliği sahip olduğu yeraltı veya yerüstü kaynaklarıyla da ölçülemez. Bu kaynakların olması bu tip ülkeleri evet, maddi anlamda zengin yapabilir. Ama ya sonrası? Bu kaynaklara, bu zenginliklere yön verecek, ülkesinin zenginliklerini en ideal bir biçimde derleyip toplayacak bir “akla” gereksinim vardır. İşte bu zenginlik, diğer hiçbir zenginlikle mukayese götürmeyecek zenginliktir.

 O da insan kaynağımızdır. Bir ülkenin en büyük serveti, sahip olduğu nitelikli insan gücüdür. Nitelikli ve fark yaratan insangücü de ancak iyi ve kaliteli bir eğitim ile mümkündür. Sözü nereye getireceğim… Eğitim meselesine… Dikkat ettiniz mi ama bilmem, ülkemizde ihdas edilen bakanlıklarımızın sadece 2’sinde “M illî” sözcüğü geçmektedir. 

M illî Eğitim Bakanlığı… 

M illî Savunma Bakanlığı… 

Tabiî gazeteciler olarak işimiz gereği duyargalarımızı daha fazla açık tuttuğumuzdan, Erzurum memleketimizde cereyan eden gelişmelerden, olaylardan daha fazla haberdar olup bu minvalde, bu olayların seyrini de daha yakından takip edebiliyoruz. Malum olduğunuz gibi, yeni eğitim-öğretim dönemi başladı. Pekâlâ, ülkemize has gelişmelerle başladı. Okula giden çocuklarımızın beslenme çantalarının yoksunluğundan tutunda, çocuklarımızın eğitim alacağı okulların temizlik işlerinin “tasarruf tedbirlerine” kurban edilmesine varıncaya kadar Türkiye Hâlleriyle başladı, yeni dönem. 

Değerli hemşerilerim, Dediğim gibi biz gazeteci olmanın verdiği avantajla bazen olaylardan ya birilerinin, kaynağından veya aktaranlar vasıtasıyla ya da bizzat deneyimleyerek haberdar oluruz. Gözlemleyebildiğimiz kadarıyla Erzurum İl M illî Eğitim Müdürümüz, koltuğunun hakkını verememekte diye düşünüyor olabilirim. Eğitim ve eğitime dair meselelerle ilgili işlerde mesai harcamak, gerçekten de büyük bir özveri ve çaba ister ve aynı zamanda çabanın gösterilmesi içinde gayret etmek gerekir.

 

Erzurum İl Millî Eğitim Müdürümüz Sayın Yakup Yıldız’a aklıma takılan sorular var, sormak istiyorum… ALİYE İZZET BEGOVİÇ İmam Hatip Ortaokulu’nun yönetimi, okulunun çevresine hâkim mi? Okulun bahçesi neden kilitli değil? Bu minvalde velilerden ya da “duyarlı vatandaşlardan” gelen uyarıları, ihbarları ya da buralarda yaşanan nahoş vakalardan ötürü yapılan şikâyetleri değerlendiriyorlar mı? kıymetli Müdürümüz sayın YILDIZ, bu çocuklar hepimizin çocukları… Okul saatinden sonra, okulların güvenliği, güvenli bir biçimde bu bina ve eklentilerinin muhafazası, sadece emniyet birimlerimizin sorumluluğunda mıdır? Okul yönetimleri, kendilerinden beklenen hassasiyeti göstermekte midirler? Öte yandan Erzurum Emniyet Müdürlüğüne bağlı Toplum Destekli Polislik Şubesi Müdürlüğüyle ortak çalışmalarınız hangi aşamada?  gerçi bu tip olaylarda, vatandaş 112 ihbar hattından yaptığı şikayet üzerine, ihbarlara gelen Polis ekipleri  şöyle bir yüzeysel bakıp gidiyorlar. 

 

 

Okul bahçelerinde gençlerimizin uygunsuz bir biçimde olmaları, uyuşturucu madde kullanımına teşvik edilmelerini önlemek gerekli midir? küçük yaşlarda ruhsal ve bedensel gelişimlerini menfi yönde etkileyecek olumsuz davranışlarda bulunmaları, bu tip gelişmeler hepimizin, toplumumuzun ortak derdi ve endişesi olmalıdır. Bu bağlamda, bu denetimsiz ve kontrolsüz okul bahçesi veya yakın yerlerinde gençlerimizin, çocuklarımızın davranışlarının çevre mahalelerde oturan vatandaşlarımıza verdiği rahatsızlıklar da cabası. 

 

Sayın Yakup Yıldız’a sorularımız var: Yazımın başında ifade ettim, sadece iki bakanlığımız “M illî” olarak tanımlanmakta. Millî Eğitim Bakanlığı ve Millî Savunma Bakanlığı hiçbir şekilde mukayese götüremeyecek kadar eşit değerdedir.

 Sayın Yıldız, Erzurum’da cereyan eden bu gelişmelerden vakıf mısınız? Bu yaşanan gelişmeleri takip ediyor ve önleyici noktada neler yapıyorsunuz? Gençlerimizin, gelişme çağındaki gençlerimizin, çocuklarımızın hem ruhsal hem de beden sağlıkları, tabiî ki emniyet güçlerimiz kadar, siz eğitimden mesul yöneticilerimizin de sorumluluğu altındadır. 

Eğitim yuvalarımız okullarımızda,  çocuklarımızın Beyin ya da bilinçleri  pozitif eğitimden (aklı ve mantığı temel alan) ziyade dinî ve manevî değerlerin aşılanmasına yönelik çabalar yoğunlaşırken, okul bahçelerinde yavrularımızın denetimsiz bir biçimde başıboş hâlde olmaları, girişilen eğitim seferberliğine uygun düşmekte midir?  başta toplumsal sonra da bireysel, yani çocuklarımızdaki manevi ve dinî yozlaşma neyin eseridir? 

Bu gelişmelerden de mi muhalefet odakları sorumlu? Yıllar önce başbakan şuanda ise Cumhurbaşkanımız  Sayın Recep Tayyip Erdoğan, ‘’Bu Eğitim Makamları  yatma yeri değildir.” demişti. O vakit devran değişti de, benim  haberim mi yok bakanlık koltukları veya bunun taşradaki temsilcisi müdürlük koltukları yan gelip yatma yeri midir?